Depremle İlgili Tanımlar ve Teknik Bilgiler

 

Daha detaylı bilgilere Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesinin deprem ile ilgili web sayfasından ulaşabilirsiniz.

Tanımlar

Yeryüzü Modeli:

Litosfer: Yerkürenin dış kısmında yaklaşık 70-100 km kalınlığındaki taşküredir. Kıtalar ve okyanuslar bu taşkürede yer alır.

Manto: Litosfer ile çekirdek arasında kalınlığı 2900 km olan kuşaktır. Mantonun altındaki çekirdeğin nikel ve demir karışımından oluştuğu kabul edilmektedir. Manto, genelde katı olmakla beraber yüzeyden derine inildikçe içinde yerel sıvı ortamları bulundurmaktadır.

Astenosfer: Taşkürenin altında bulunan yumuşak üst mantodur. Burada oluşan kuvvetler, taş kabuğunu parçalamakta ve birçok levhalara bölmektedir. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayıda küçük levhalar vardır. Bu levhalar üzerinde duran kıtalar Astenosfer üzerinde sal gibi yüzmekte olup, insanların hissedemeyeceği bir hızla hareket etmektedirler. Birbirlerini ittiklerini veya birbirlerinden açıldıklarını ve bu olayların meydana geldiği bölgeler, deprem bölgelerini oluşturmaktadır.

 

yer-kabugu-hareketi-730x340

 

 

Fay: Yerkabuğunu oluşturan kayaların bir yüzey boyunca kırılması sonucu oluşan iki parçanın birbirine göre göreceli olarak yer değiştirmesidir. Deprem olan her yerde fay vardır, daha önce yoksa bile yeni bir tane oluşmuştur.

Faylar, genellikle hareket yönlerine göre isimlendirilirler.

Doğrultu atımlı fay: Daha çok yatay hareket sonucu meydana gelen faylara denir.

Eğim atımlı fay: Düşey hareketlerle meydana gelen faylara denir.

Fayların çoğunda hem yatay hem de düşey hareketler bulunabilir.

Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF) : Doğu’da Karlıova ile Batı’da Mudurnu vadisi arasında doğu-batı doğrultusunda bir yay gibi uzanır. Dünyanın en aktif ve en önemli kırık hatları arasında yer alan Kuzey Anadolu fay hattının uzunluğu yaklaşık 1200 km dir, genişliği ise 100 m ile 10 km arasında değişir.

Deprem Kuşakları

Deprem herhangi yerde ve herhangi bir zamanda oluşabilir. Genel olarak depremlerin kabuğu oluşturan levhaların sınırlarında oluştuğu söylenebilir. Dünyanın çeşitli yerlerinde benzer nitelikte depremlerin tekrarlandığı gözlenmiştir ve bu kesimler hep levha sınırlarıdır. Depremlerin yoğun olarak gözlendiği bölgeler yeryüzünde üç ana kuşak oluşturur.

1. Pasifik deprem kuşağı: Şili’den kuzeye doğru Güney Amerika kıyıları, Orta Amerika, Meksika, ABD’nin batı kıyıları ve Alaska’nın güneyinden Aleutian Adaları, Japonya, Filipinler, Yeni Gine, Güney Pasifik Adaları ve Yeni Zelanda’yı içine alan en büyük deprem kuşağıdır. Yeryüzündeki büyük depremlerin %81 ‘i bu kuşak üzerinde gerçekleşir.

2. Alpine deprem kuşağı: Endonezya’dan (Java-Sumatra) başlayıp Himalayalar ve Akdeniz üzerinden Atlantik Okyanusu’na ulaşan kuşaktır. Yeryüzündeki büyük depremlerin %17 ‘si bu kuşakta oluşur.

3. Atlantik deprem kuşağı: Bu kuşak Atlantik Okyanusu ortasında yer alan levha sınırı (Atlantik Okyanus Sırtı) boyunca uzanır.

 

Deprem ve Çeşitleri

Deprem: Yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin, dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsma olayına denir.

Sismoloji: Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalına denir.

Tektonik depremler: Levhaların hareketi sonucu olan depremlerdir. Bu depremler çoğunlukla levhaların sınırlarında oluşurlar. Yeryüzünde olan depremlerin %90’ı bu gruba girer. Türkiye’de olan depremler de büyük çoğunlukla tektonik depremlerdir.
Volkanik depremler: Volkanların püskürmesi sonucu oluşan depremlerdir. Türkiye’de aktif yanardağ olmadığı için bu tip depremler olmamaktadır.

Çöküntü depremler: Yer altındaki boşlukların (mağara), kömür ocaklarında galerilerin, tuz ve jipsli arazilerde erime sonucu oluşan boşluklarının tavan bloklarının çökmesi ile oluşurlar. Hissedilme alanları yerel olup enerjileri azdır fazla zarar getirmezler.

Büyük heyelanlar ve gökten düşen meteorların da küçük sarsıntılara neden olduğu bilinmektedir.

Tsunami: Denizin dibinde meydana gelen depremlerden sonra, denizlerde kıyılara kadar oluşan ve bazen kıyılarda büyük hasarlara neden olan dalgalardır.

Artçı deprem: Ana depremi izleyen daha küçük sarsıntılar dizisidir. Belli bir süresi yoktur, 1 ay da olabilir 2 yıl da.

 

Deprem Ölçü Birimleri

Şiddet: Depremin yeryüzünde hissedildiği noktadaki etkisinin ölçüsüdür. En yaygın olarak kullanılan ölçü, Değiştirilmiş Mercalli (Modified Mercalli -MM- Intensity Scale) şiddet ölçeğidir. Bu ölçek, Romen rakamları ile belirlenen 12 düzeyden oluşur. Hiçbir matematiksel temeli olmayıp, bütünü ile gözlemsel bilgilere dayanır.

Magnitüd: Deprem sırasında açığa çıkan enerjinin bir ölçüsü olarak tanımlanmaktadır. Prof. C. Richter tarafından 1930 yıllarında bulunan bir yöntemle depremlerin aletsel bir ölçüsü olarak tanımlanmıştır.

Magnitüd ve şiddet arasındaki fark:
Magnitüd depremin kaynağından açığa çıkan enerjinin bir ölçüsü; şiddet ise depremin yapılar ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür.

Richter ölçeği: Depremin magnitüdünü tanımlayan matematiksel bir formüldür.

 

Richter Ölçeğine Göre Deprem Büyüklükleri

Duyulmayan: 3 şiddetinin altındakiler.

Çok hafif: 3 – 3.5 şiddet aralığı.

Hafif: 3.5 – 4.2 şiddet aralığı.

Orta şiddetli: 4.3 – 4.8 şiddet aralığı.

Şiddetli: 4.9 – 5.4 şiddet aralığı. Herkes hisseder. Pek çokları korkarak bina dışına koşar. Bazı ağır mobilyalar hareket eder. Raflardan kitaplar duvarlardan resimler düşer. Bazı bacalar düşebilir, alçı çatlayabilir. Hasar hafiftir.

Çok şiddetli: 5.5 – 6.1 şiddet aralığı. Herkes bina dışına koşar. İyi planlanmış ve inşa edilmiş binalarda hasar hafif olabilir. Kötü inşa edilmiş binalarda hasar daha fazla olabilir. Giden otomobillerde olan kişilerce de hissedilebilir.

Hasar yapıcı: 6.2 – 6.9 şiddet aralığı. İyi inşa edilmiş binalarda kısmi çökmeyle birlikte hasarlar görülür. Kötü inşa edilmiş binalarda hasar büyüktür. Yerden az miktarda kum ve çamur fışkırdığı görülür. Kuyulardaki su seviyelerinde değişme olur. Motorlu araç kullananları rahatsız eder. Kısmi çökmeler görülebilir, yer belirgin tarzda çatlar. Yeraltı boruları (doğal gaz, su, kanalizasyon) kırılır.

Yıkıcı-çok yıkıcı: 7 – 7.3 şiddet aralığı. Yerde geniş ve bol çatlaklar oluşur. Dik yamaçlarda ve nehir falezlerinde önemli heyelanlar olur. Kum ve kil kaymaları olur. Tsunami beklenir.

Ağır yıkıcı-afet: 7.4 – 8.1 şiddet aralığı. Yerde büyük çatlaklar açılır. Yeraltı boru hatları tamamen devre dışı kalır. Yumuşak tabanlarda toprak kaymaları ve yer kaymaları olabilir. Tsunami tehlikesi mevcut.

Çok ağır yıkıcı-yok edici-büyük afet: 8.2 ve yukarı şiddet aralığı. Hasar tamdır. Yerde eskiden düz olan yerler eğimli, eğimli olan yerler düzleşebilir ki bu fay oluşumunun işaretidir. Nesneler yerden yukarı doğru atılır.

 

Deprem Parametreleri:

Hiposantr: Odak noktası (iç merkez ). Yerin içinde depremin enerjisinin ortaya çıktığı nokta, alandır.

Episantr: Dış merkez. Odak noktasına en yakın olan yer üzerindeki nokta, alandır. Burası aynı zamanda depremin en çok hasar yaptığı veya en kuvvetli olarak hissedildiği noktadır.

Odak derinliği:

İzoseit: Eş şiddet eğrileri
deprem-dalgalari-730x450

 

 

P dalgası: Kayıtçılara ilk ulaşan deprem dalgasıdır. Hızı kabuğun yapısına göre 1.5 ile 8 km/sn arasında değişir. Tanecik hareketleri yayılma doğrultusundadır (boyuna dalga).Yıkım etkisi düşüktür.

S dalgası: Kayıtçılara ikincil olarak uluşan deprem dalgasıdır. Hızı P dalgası hızının yüzde 60’ile yüzde 70’i arasında değişir. Tanecik hareketleri yayılma doğrultusuna dik ya da çaprazdır (enine dalga). Yıkım etkisi yüksektir.

Sıvı etkisi (Liquefaction): Kum-kil gibi gevşek malzemeden oluşan katmanların deprem sırasında sıvıların çalkalanmasına benzer bir özellik göstermesidir.

 

Deprem İle İlgili Merak Edilenler

Dünyada kaydedilen magnitüdü en büyük deprem: 1900’den bu yana kaydedilen magnitüdü en büyük deprem, 22 Mayıs 1960’ta Şili’de 9.5 MM şiddetinde olmuştur.

Yeryüzünde en az sallanan kıta: Antartika.

 

Aletle deprem ölçümü ilk kez ne zaman yapılmıştır?

İlk sismoskop M.S. 132 yılında Çinli filozof Chang Heng tarafından icat edilmiştir. Bu aygıt ayaklı bir vazo üzerine eşit aralıklarla yerleştirilmiş 8 tane ejderha başı ile vazonun ayağı üzerine yerleştirilmiş 8 tane kurbağadan oluşur. Kurbağaların açık olan ağızları ejderhalara doğru dönüktür. Deprem sırasında ejderlerden bazıları ağızlarındaki bilyeyi kurbağaların ağzına düşürür. Hangi ejderin bilyesi düşmüşse sarsıntının doğrultusu o yöndedir. Aletin kendi bulunduğu yerde hissedilemeyen yaklaşık 750 km. uzaklıklardaki depremleri algılayabildiği söylenmektedir. Aletin gövdesini oluşturan vazonun içerisinde ne tür bir düzenek olduğu bilinmemektedir. Bu konudaki en yaygın görüş, vazo içerisinde çok duyarlı bir sarkacın yer aldığıdır.

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir